Sirât-ı müstakim

*

اتَّخَذُوا أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللَّهِ وَالْمَسِيحَ ابْنَ مَرْيَمَ وَمَا أُمِرُوا إِلَّا لِيَعْبُدُوا إِلَٰهًا وَاحِدًا

ۖ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

قال رسول الله عليه الصلاة و السلام

تَركتُ فِيكم الثَّقلين، ما إن تمسَّكتُم بهما، لن تضلُّوا كِتابَ اللهِ، وعِترتي أهلَ بيتي

و في رواية اخرا

تَركتُ فِيكم أمرَينِ لن تضلّوا ما تمسَّكتُم بهما كِتَاب الله وسُنَّة نبيِّه

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Peygamberimiz ﷺ, bazı sahabileriyle birlikte bulunduğu bir esnada Kerim Kitabımızdan bir âyet okumuştu. Bu âyet, İslam’dan önceki din mensuplarının, Allah’ın dinini nasıl tahrif ettiklerini şöyle haber veriyordu:

Tevbe, 31:

Onlar, Allahı bırakıp, hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîhi rab edindiler. Oysa onlara sadece bir olan Allah’a kulluk etmeleri emredilmişti. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O, yüceler yücesidir; onlarım ortak koştuklarından münezzehtir.

Efendimizin âyet-i okumasını müteakip daha önce Hıristiyan iken Müslüman olmuş bir sahabi, “Yâ Resûlellah! Biz onlara kulluk etmiyorduk ki!” dedi. Bunu üzerine Peygamberimiz, “Onlar size istediklerini helâl, istediklerini haram kılıyorlardı. Siz de onlara uyuyordunuz öyle değil mi?” diye sordu. Sorusuna “Evet!” cevabını alınca da, “İşte âyette sözü edilen durum budur” buyurdu. (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’ân, 9: Beyhakî, Sünenü’l Kübrâ, X, 196).

Aziz Müslümanlar!

Bu âyet-i kerime bizlere göstermektedir ki; insanoğlu, tarih boyunca din analyışı ve tasavvurunda zaman zaman sapmalar ve savrulmalar yaşamıştır. İşte bu sapma ve savrulmalara karşı Yüce Rabbimiz Âdem’den Efendimiz Muhammed Mustafa ﷺ’e kadar kutlu elçileri vasıtasıyla insanlığı tevhid inancına çağırmıştır.

Tevhid inancı, sırat-ı müstakimdir, dosdoğru yoldur. Bu yolda sadece bir olan Allah’a itaat, teslimiyet ve kulluk vardır. Bu yolda şirk, küfür, nifak, ikiyüzlülük değil; özüyle sözüyle bir olmak, olduğu gibi görünüp, göründüğü gibi olmak vardır. Bu yolda ahlak, erdem ve samimiyet vardır. Bu yolda eğrilik değil, doğruluk; ihanet değil, sadakat vardır. Bu yolda sapkınlık, azgınlık, haddi aşma ve zalimlik değil; istikamet, adalet ve hakka tabi olmak vardır.

Bu mübarek yolun son davetçisi Efendimiz Muhammed Mustafa ﷺ olmuştur. Yüce Allah, din-i mübin-i İslam’ı Kerim Kitabımızla ve Peygamber Efendimizle kemale erdimiştir; (Muvattâ, Kader, 3.) O gün bugündür insanlığı bu bereketli yola çağıran hakiki ilim ve irfan ehli nice bahtiyar kimseler olmuştur. Ancak, suret-i haktan görünerek insanları sırât-ı müstakimden saptıran, onları batıla davet eden nice bedbahtlar da olmuştur.

Muhterem Müminler!

Sırât-ı müstakimde, Allah ve Resûlü’nün, Kur’an ve sünnetin önüne hiçbir anlayışı geçirmek yoktur. Sırât-ı müstakimde dinin sabitelerini değiştirmeye kalkışmak yoktur. Sırât-ı müstakimde hiç kimsenin, arzu ve isteklerine, cıkarlarına göre helal ve haram koyma yetkisi yoktur. Zira böyle bir durum, dini mübin-i İslam’ı tahrif etmektir. Dinin içini boşaltmaktır. Dini tahrip etmektir. Yeni bir din ihdas etmektir. Bilinmelidir ki; kendisini Kur’an ve sünnetin önüne geçirerek yeni bir din ihdas etmeye yeltenenler de, körü körüne böylelerinin peşi sıra gidenler de beyhude bir yolun yolcularıdırlar. Aksine sırât-ı müstakimde Kur’an ve sünnetin ebedi rehberliğinde, İslâm kültür ve medeniyetinin zengin bilgi mirası eşliğinde nezih bir hayat yaşamak vardır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Yüce Allah’ın dosdoğru yolunda, Peygamberler dışında ismet sıfatına sahip “masum ve tartışılmaz” herhangi bir şahsiyet yoktur. Sırât-ı müstakimde Peygamberler dışında hiç kimsenin özel, seçilmiş ve yanılmaz olduğu düşünülemez. Herhangi bir kimsenin sözlerine, eserlerine ve davranışlarına mahza hikmetli olduğu düşüncesiyle kutsiyet atfedilemez. Sırât-ı müstakimde Allah’a isyan hususunda hiçbir varlığa itaat edilemez. Hâsılı, mutlak itaat ve bağlılık, çerçevesi Kur’an ve sünnet tarafından belirlenen ilkeleredir.

Eyvallah Kardeşlerim!

Unutmayalım ki; herkes, ahiretteki âkıbetini bu dünyada yapıp ettikleriyle kendisi belirleyecektir. Hiç kimse sorumluluğunu ve hesabını bir başkasına asla yükleyemeyecektir:

İsrâ, 13-14:

Biz, her insanın amel defterini onun boynuna taktık. Kıyamet günü onu bir kitap olarak çıkaracağız. O (da) onu tamamen açılmış bulacak. Kitabını oku! Bugün nefsin, hesabını görmek için yeter (denilecek.)

O büyük günde tek umudumuz sadık imanımız, samimi niyetimiz, sahih bilgimiz, salih amellerimiz, selim kalbimiz olacaktır. Tek sığınağımız, Rabbimizin engin merhameti olacaktır.

Yüce Rabbimiz, bizleri her daim sorumluluk bilinciyle, hesap şuuruyla yaşayan ve merhametine nail olan kullarından eylesin. Yüce Rabbimiz, bizleri bir an olsun sırât-ı müstakiminden ayırmasın, mahrum bırakmasın. Yüce Rabbimiz, dini değerlerimizi, imanımızı, İslam’ımızı tahrif ve istismar etmek isteyenlere fırsat vermesin.

*

رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ ۚ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا

قال رسول الله عليه الصلاة و السلام

إنَّ المؤمِنَ لِلمؤمِن كَالبُنيان، يشدُّ بعضُهُ بعضًا

В името на Аллах, Всемилостивия, Милосърдния. Слава на Аллах, Господаря на световете, който възнаграждава справедливите и наказва само несправедливите.

Сведетелствувам че няма друя илях освен Аллах, че Той е един едиствен, няма съдружници, Негово е владението. Той е явната истина. Свидетелствувам, че Мухаммед ﷺ е Негов раб и пратеник, последния от пророците и водител на човечеството, нека Аллах да го благослови и с мир да дари него, семейството му и тези, които го следват с добротство до Съдния ден.

Всевишният Аллах изпрати Своя пратеник Мухаммед ﷺ с истинско напътствие и правата религия, милост за човечеството, пример за добродетелните и довод за всички хора. Чрез пророка Мухаммед ﷺ, Свещения Коран и мъдростта, Аллах показва на човечеството как трябва да се преустрои, как да заздрави своята вяра, поведение, морал и обноски. Пророка ﷺ е оставил своите последователи на осветеният път поклонението и само обречените ще се отклонят от него.

Неговите сподвижници, техните последователи и следващите най-близки до тях поколения най-покорните. Те са следвали изцяло неговите повели, поддържали са неуморно неговата суниа, вяра, поклонение, морал и поведение: “Затова те са групата, които не са се отклонили от истината и не ще им навредят онези, които са против тях до идването на заповедта на Аллах.” [Бухари и Муслим]

Ние, слава на Аллах, следваме техните стъпкн и се напътваме от техните примери подкрепени от Свещения Коран и наставленията на пророка Мухаммед ﷺ.

Ние разкриваме с тези думи благодатта на Всевишния Аллах, която всеки вярващ да придобие. Молим Всемогъщият Аллах да утвърди нас и брятята ни по верния път с непоклатимо слово в земния и отвъдния живот и да ни дари с милост, Той е Вседаряващ.

Поради важността на тази тема и различните мнения по-нея, бих искал накратко да обясня нашето религиозно убеждение. Това е вярата в Аллах Неговите меляикета (ангели), Неговите книги, Неговите пратеници, Съдния ден, Съдбата с доброто и злото в нея. Молитвите са към Аллах, този труд да бъде за Неговото благоволение и да бъде полезен на всички хора:

Мариам, 64-65:

[Каза Джибрил:] Слизаме ние само по повелята на твоя Господ. Негово е всичко пред нас и зад нас, и всичко по средата на това. Твоят Господ никога не забравя ­ Господът на небесата и на земята, и на всичко между тях. На Него служи и търпелив бъди в служенето на Него! Нима знаеш подобен Нему?

Lasă un răspuns

Te rog autentifică-te folosind una dintre aceste metode pentru a publica un comentariu:

Logo WordPress.com

Comentezi folosind contul tău WordPress.com. Dezautentificare /  Schimbă )

Poză Twitter

Comentezi folosind contul tău Twitter. Dezautentificare /  Schimbă )

Fotografie Facebook

Comentezi folosind contul tău Facebook. Dezautentificare /  Schimbă )

Conectare la %s