İlm nimeti

*

فَخَلَفَ مِن بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ ۖ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

قال رسول الله عليه الصلاة و السلام

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِن نَحلٍ أَفضَلَ مِن أَدَبٍ حَسَنٍ

Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Meryem Suresi’nde Hz. Idris, Nûh, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Musa, Harun, Zekeriyya, Yahya ve İsa Peygamberlerin tevhid mücadelesini bir bir zikreder. Ardından bu peygamberlerden sonra gelen topluluğun, içine düştüğü kötülüğü hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle haber verir:

Meryem, 59:

Kendilerinden sonra, namazı yitiren (ve) nefsani arzularının peşine düşen bir nesil onların yerini aldı. Onun için onlar, mutlaka (bu) sapıklığın (neticesini) görecekler.

Muhterem Müminler!

Bu âyete göre bir müminin yeryüzündeki en büyük kayıplarından biri namazı kaybetmektir; namazı zayi etmektir. Zira namaz, Rabbimize teslimiyet ve kulluğumuzun en özel ve en güzel tezahürlerinden biridir. Namaz, huzura varmaktır. Huzura durmaktır. Huzuru bulmaktır. Mümin için özlemle beklenen bir vuslattır namaz. Günde beş defa Rabbimizle buluşmaktır. Bu buluşmanın başlangıcında Allah’ın büyüklüğünün tasdiki olan “Allahu Ekber!” ifadesi, yani iftitah tekbiri vardır. Ellerin kulak hizasına götürülmesi, Allah’ın rızasına mâni olan, dünyaya ait ne varsa arkaya atıldığının ifadesidir. Kıyam, sadece Allah’a yönelişin ve istikamet üzere duruşun simgesidir. Kıraat, kendi âyetleriyle Rabbimize gönülden niyazımızdır. Rükû ve secde, Allah’a kulluğun zirvesine çıkmaktır. Selam, hem kendimiz hem de omuz omuza, gönül gönüle verdiğimiz kardeşlerimiz için esenlik ve huzur dilemektir.

Muhterem Müslümanlar!

Kerim Kitabımızda namazın sevdalısı olan müminler ne kadar övgüye layık görülmekteyse namazı kaybedenler, namazı zayi edenler de o kadar yerilmektedir. Namazlarının hakkını verip yücelenler ne kadar rahmetle müjdelenmekteyse, kendini bu büyük nimetten mahrum bırakanlar da o kadar uyarılmaktadır. Namazlarıyla övgü, müjde ve rahmete mazhar olanlar:

اَلَّذِينَ يُؤمِنُونَ بِالغَيبِ وَ يُقَيمونَ اَلصَّلَاةَ

Yani namazın müdavimi müminlerdir.

اَلَّذِينَ هُم فِي صَلَاتِهِم خاشِعُونَ

Yani namazın ruhun, özüne, mesajlarına riayet edenlerdir.

Namazlarını Allah’ın bir lütfu görenlerdir. Namazı miraç bilenlerdir. “Namaz, kendisini kılmaya devam eden kimse için kıyamet gününde nur, delil ve kurtuluş beratı olur” (İbn Hanbel, II, 169.) hadisinin şuuruna erenlerdir.

Aziz Müminler!

Kur’an-ı Kerim’de bir de namaz kıldığı halde tenkit edilenler vardır; onlar:

اَلَّذِينَ هُم عَن صَلَاتِهِم سَاهونَ اَلَّذِينَ هُم يُرَاؤُنَ

Yani namazlarında gevşeklik gösterenlerdir.

Namazlarının, kendilerini kötülükten alıkoymadığı kimselerdir. Namazlarını şuurla, samimiyetle kılmayanlardır. Namazlarına riya ve gösteriş karıştıranlardır.

وَ إِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى اَلخَاشِعِينَ

Yani huşu içerisinde kılmadıkları için namazın kendilerine zor geldiği kişilerdir.

Namazın bir külfet değil, bir nimet olduğu bilincinden yoksun olanlardır.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Kitabımız, namazın güzelliklerinden kendisini yoksun bırakanları haber verirken münafıklar ve inkarcılardan söz etmektedir; onlar:

فَلَا صَدَّقَ وَ لَا صَلَّى

Yani namazdan yüz çevirenlerdir.

وَ اِذَا قَامُو اِلَى الصَّلَوةِ قَامُوا كسَالَى

Namaz kılmakta tembellik edenlerdir.

Hatta onlar, namazı istismar etmekten çekinmeyenlerdir.

وَ اِذَا نَادَيتُم اِلَى الصَّلَوةِ اتَّخَذُوها هُزُوًا وَ لَعِباً

Yani namaza davet edildiklerinde onunla alay edenlerdir.

Dinin sembollerini hafife alanlardır.

Eyvallah Kardeşlerim!

Biz namazı muhafaza ettiğimiz sürece namaz da bizi muhafaza eder. Biz namazı koruduğumuz sürece namaz da bizi korur. Namaz, bizlerden asla cömertliğini esirgemez. Yeter ki bizler kendimizi namazdan esirgemeyelim. Namaz, bizleri yüceltmekten asla geri durmaz. Yeter ki bizler namazımızı samimiyetimizle yüceltelim. Namaz bizlerden asla uzaklaşmaz, bizleri Rabbimize yakınlıktan mahrum bırakmaz. Yeter ki bizler namazdan uzak durmayalım. Bütün bunlara rağmen bugün bizler, hayatın akışına kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki; namazlarımızı ya vaktinde eda edemiyoruz ya da terk ediyoruz. Oysa Peygamberimiz ﷺ, namazın en faziletlisinin vaktinde kılınan namaz olduğunu belirtiyordu. Güzide müezzinine “Kalk ya Bilal! Bizi namazla ferahlat!” (Ebû Dâvûd, Edeb, 78.) buyurarak hayatın yoğunluğunu namazla hafifletiyordu. Yorgunluğunu namazla gideriyordu. Namazla huzur buluyordu.

Kıymetli Kardeşlerim!

Öyleyse geliniz. Hep birlikte kendimize şu soruları soralım: Biz namazlarımıza, namazlarımız da bize sahip çıkıyor mu? Geciktirdiğimiz, geçiştirdiğimiz namazlarımızın nedameti, yüreğimizi sızlatıyor mu? Namazlarımız, bizi Rabbimize bağlayan vuslat ve muhabbet köprüsü mü? Niyetimiz, bizi Rabbimiz ve insanlar nezdinde yücelten ahlakımızın vazgeçilmez bir misakı mı? Kötülüklere karşı bizleri koruyan bir kalkan mı namazlarımız?

Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, bizleri namazlarıyla yüclenlerden eylesin. Bizleri namazlarıyla arınan, rızasına ulaşan, ebedi nimetlerine kavuşanlardan kılsın.

*

Aziz Müminler!

Kur’ân-ı Kerim henüz nazil olmamıştı. Mekke’nin bitmez tükenmez kötülükleri, Peygamberimiz ﷺ’i oldukça yoruyordu. Müşriklerin tevhidle bağdaşmayan inanç ve adetleri onu bir hayli üzüyordu. Böylesi bir ortamda Efendimize Hira’da ibadet ve tefekkür sevdirilmişti. Bir gün yine Hirâ’dayken ona vahiy meleği geldi ve إقرَأ yani “Oku!” dedi. Allah Resûlü, “Ne okuyayım?” diye sordu. Bunun üzerine Cebrâil, Peygamberimize Alak Suresi’nin şu ilk beş âyetini bildirdi:

Alak, 1-5; Buhârî Bed’ü’l-vahy, 1:

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!”

خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ

“O, insanı bir alaktan yarattı.”

اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ

“Oku! Senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir.”

الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ

“Kalemle yazmayı öğreten O’dur.”

عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

“Insana bilmediğini öğreten O’dur.”

Aziz Müslümanlar!

İnsanlığın ufkunu aydınlatan İslam medeniyeti, işte bu “Oku” emriyle başlamıştır. Kerim Kitabımızın bu ilk âyetlerinde Yüce Rabbimiz, insalığa iki büyük nimetini haber vermiştir. Biri, Rabbimizin bizlere kalemle yazmayı öğretmesidir. Diğeri de bilmediklerimizi öğretmesi, bizleri cehaletin karanlık ve bataklığından kurtarmasıdır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bizim medeniyetimizde ilim, öncelikle kendimizi ve Rabbimizi bilmektir. İlim, eşyanın hakikatini, varlığın gaye ve hikmetini anlamaya çalışmaktır. İlim, sorumluluk ve görevlerimizin farkında olmaktır.

Kur’an-ı Kerim, bizlere “Oku” emriyle hitap ederken herhangi bir ayrım gözetmemiştir. Kitabın âyetlerini ve kâinatın âyetlerini birlikte okumamızı emretmiştir. Allah’ın kitabını okumamızı istediği gibi fizik, kimya, matematik, biyoloji gibi kâinattaki ilahi kanunları da okumamızı istemiştir. Hâsılı dinimiz, insanlığa faydalı olan her türlü ilmi tahsil etmemizi bizden istemiştir.

Kardeşlerim!

Bizim geleneğimizde evlatlarımızın hayatı, hakikati, kendi değerlerini öğrendikleri üç büyük müessese vardır. Bunlar, aile, okul ve camidir. Çocuklarımız, gençlerimiz, benlik ve kişiliklerini, hayata bakışlarını daha çok evde, ailede kazanırlar. Bilgi, bilinç ve kültürlerini okulda elde ederler. Kimlik ve aidiyet duygularını, manevi kazanımlarını da daha ziyade camide pekiştirirler. Tarihimizde ailelerimiz, insalığa örnek nice şahsiyetler yetiştirmiştir. İlim ve irfanda insanlığa yön veren nice isimler, okullarımızda, camilerimizde yetişmiştir. Günümüzde de bu müesseselerin, aynı değerleri birlikte yetiştirme sorumluluğu bulunmaktadır.

Kardeşlerim!

Bu hafta itibariyle on sekiz milyon evladımız, yeni bir eğitim-öğretim dönemine daha başladı. Bu ulvi vazifede yaklaşık bir milyon öğretmenimiz görev alıyor. Öncelikle yeni eğitim-öğretim yılımızın evlatlarımıza, değerli öğretmenlerimize, tüm ailelere ve milletimize hayırlar getirmesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum. Rabbimiz, kendi rızasına ulaştıracak, ülkemizin, âlem-i İslam’ın ve bütün insalığın yararına kullanacakları bilgilerle donanmalarını yavrularımıza nasip eylesin. Bu vesileyle öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize seslenmek istiyorum.

İstikbalimizi inşa eden siz fedakâr öğretmenlerimiz!

Bizlere ilim ve irfanı sizler öğrettiniz. Evlatlarımızı kendi evlatlarınız gibi gördünüz. Bu günlerimizi sizler inşa ettiniz, yarınlarımızı da sizler inşa edeceksiniz. Aklını, iradesini, gönlünü başkalarına teslim etmeyen nesiller sizin şefkatli ellerinizde yetişecek. Çocuklarımız, vicdanlı ve merhametli olmayı, sadece milletine, hak ve hakikate hizmet etmeyi yine ilk sizden öğrenecek. Rabbim, sizlerden razı olsun.

Yarınlarımızın teminatı olan kıymetli evlatlarımız!

Sizler, daima insanlığa faydalı bilgilerle donanacaksınız. Öğrendiğiniz her bilgiyi milletiniz ve insanlığın hayrına kullanacaksınız. Ahlak ve erdemi kuşanacaksınız. Öğretmenlerinize, arkadaşlarınıza, anne-babalarınıza, bütün insanlara karşı sevgi ve saygıyı elden bırakmayacaksınız. Ulvi değerleri yaşayıp yaşatacaksınız. Sizler, ülkemizin, İslam âleminin, bütün mazlumların, mağdurların, mahrumların ümidi olmaya devam edeceksınız.

Siz vefakâr anne-babalar!

Evlatlarınızın ilk öğretmeni sizler oldunuz. Sizlere düşen, evinizin de bir okul olduğunu asla unutmamaktır. Yavrularınızın öğretmenleriyle, eğitim kurumlarıyla daima irtibat halinde olmaktır. Eğitimin, çocuğunuza sadece bilgi yüklemekten ibaret olmadığı bilinciyle hareket etmektir. “Hiçbir anne baba: çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakmamıştır” (Tirmizî, Birr, 33; İbn Hanbel, IV, 77.) hadisi gereği evlatlarınızın istikbali kadar, onların iyi ve faydalı birer insan olarak yetişmeleri için de gayret göstermektir. Bunun bir yolu olarak Kitabın âyetleriyle kâinatın âyetlerini birlikte öğrenmeleri için okullarımızda seçmeli olarak okutulan Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberimizin hayatı derslerini ihmal etmemektir.

Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, öğretmenler, öğrenciler ve anne-babalar olarak bizleri sorumluluğunun bilincinde olanlardan eylesin. Rabbimiz, öğrettikleriyle bizleri faydalandırsın. Bizlere fayda verecek ilmi öğretsin. İlmimizi ve kavrayışımızı artırsın. Bizleri salihlerin zümresine ilhak eylesin.

Lasă un răspuns

Te rog autentifică-te folosind una dintre aceste metode pentru a publica un comentariu:

Logo WordPress.com

Comentezi folosind contul tău WordPress.com. Dezautentificare /  Schimbă )

Poză Twitter

Comentezi folosind contul tău Twitter. Dezautentificare /  Schimbă )

Fotografie Facebook

Comentezi folosind contul tău Facebook. Dezautentificare /  Schimbă )

Conectare la %s