İman ve İbadet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

(Bakara, 21)

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Yüce Allah’yan üflenen ruhut taşıyan ve bu ruhla değerli olma şerefine nail olan insan, hangi maddi ve modern imkâna kavuşursa kavuşsun bu ruhun sahibi olması nedeniyle ibadet etmeye her zaman muhtaç bir varlıktır.

Allah’tan gelip yine O’na dönecek olan insanın O’nun nezdinde değerli olabilmesinin yegâne şartı da ibadet etmektir.

Bilinmek istendiği için kâinatı, o arada insanları ve cinleri de yaratan Yüce Allah, bilindiğinin ortaya konabilmesi için yine ibadet etmeyi şart koşmuştur.

Değerli Müminler!

İbadet, Allah’a kulluk etmek, O’na saygı ile boyun eğmek ve emirlerine uyum sağlamaktır. Daha geniş bir ifadeyle ibadet, iyi niyetle yapılan ve sevap kazanmaya vesile olan her şeydir, diyebiliriz.

İbadet insan ruhunun şükran hislerini yaratıcısına arz etmesi ve Allah’ı anarak ruhunu tazelemesidir.

İbadet, ayrıca insan kalbini temizlemenin ve insanı her türlü çirkin görüntü ve davranışlardan uzak tutmanın da biricik yoludur.

Günümüzde hayatın getirdiği türlü olumsuzluklarla mücadelede yorgun düşen insanın kaçmak istediği, fakat nereye kaçacağını bilemediği için hep bunalımda olduğu bilinmektedir. İbadet ederek Allah’a kaçmayı becerebinler ise bunların dışındadır. Onlar daha mutlu ve daha huzurludurlar. Çünkü onlar ibadet yoluyla ruhlarını tatmin etmiş, eriştikleri ruh zenginliği ile da hayatlarını anlamlandırabilmişlerdir. Yüce Allah’ın

Ey Muhammed! de ki: „Öyleyse Allah’a kosun, gerçekten ben size O’nun tarafindan gönderilmis apaçik bir uyariciyim. (Zariyat, 50)

İşsizlik, trafik, sağlık, eğitim, gürültü, çevre kirliliği, ekonomik darboğaz, stres gibi ağır hayat şartları karşısında bunalan günümüz insanının yaratıcısı ile bağ kurması, O’na yönelmesi ve O’na sığınması onu psikolojik bir rahatlığa ulaştıracaktır. Bunu sağlayacak yegâne şey de ibadettir.

Aziz Cemaat!

Ruhun gıdası ve manevi hastalıkların ilâcı olan ibadetler, aynı zamanda insanın, yaratıcısı, kendisi, ailesi, çevresi, devleti, milleti ve insanlık ailesiyle barışık yaşamasını sağlar. Bu yolla mutlu olabilmiş insanların oluşturduğu toplumlar da mutlu ve huzurlu olurlar.

Bunun için insan, ibadetini ihmal etmemeli, Yüce Yaratıcısı ile irtibatını kesmemeli ve O’nun dostluğunu asla kaybetmemelidir. Zira O’nun dostlarına ne korku, ne elem ne de keder ulaşır; „Allah ugrunda gerektigi gibi cihad edin. Sizi o seçmis, babaniz Ibrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kilmamistir. Daha önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size sahid olmasi, sizin de insanlara sahid olmaniz için, size müslüman adini veren O’dur. Artik namaz kilin, zekat verin, Allah’a sarilin. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir!” (Hac, 78)

Ne mutlu bu dostluğu hak edebilenlere!

***

İbadet Nedir?

Aziz Müslümanlar!

Bilindiği gibi ilahi dinleri diğerlerinden ayıran en önemli hususlar, kul, Kulluk edilen varlık, ibadet edilen yer ve ibadet yani kulluk etmektir.

Peki ibadet nedir?

İbadet, gönülden ve isteyerek Allah’a yönelmek ve O’nun emirlerine uymaktır. Kul, kendisini yarattığı ve sayısız nimetler bahşettiği için Allah’a şükrederek ibadet etme ihtiyacı duyar. Bunu nasıl yerine getireceğini de ona yine din öğretir. O da dinin öğrettiği şekilde ibadet neder.

Ayrıca, Yüce Allah, insana verdiği nimetleri hatırlatıp üzerinde vurgu yapar ve kulun teşekkğr etmesini ister ki, bu teşekkür, ibadet demektir.

Allah’ın verdiklerine teşekkür etmeyi alışkanlık haline getiren insan, bu alışkanlığı sayesinde hemcinslerine karşı da teşekkür etme yüceliği gösterir. Böylece insanlar arasında sevgi, savgı ve nezaket duyguları gelişir ve kavgaların önüne geçilmiş olur.

İbadet, insanı Allah’a yaklaştıran, insanı Allah’la buluşturan en güzel bir vasıta ve bir kulun dünyada erişebileceği en yüce bir makama erişebilmenin yoludur.

Değerli Müminler!

İbadet, insanın, Allah katında değerli sayılmasının da şartıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimize hitaben Furkan suresinin 77. ayetinde şöyle buyruluyor,   (Resulüm!) De ki: „Rabbim size ne kiymet verir duaniz olmasa? (Ey inkârcilar! Size bildirdiklerini) kesinkes yalan saydiniz; o halde azab yakanizi birakmayacaktir!

Ancak, ibadet yapılırken Allah’a ortak koşmamaya ve Allah’tan başkasına ibadet etsünler, beğesinler düşüncesiyle yapılan ibadetler riya ve gösteriş için olacağından makbul değildir. Zira riya ve gösteriş, bir ceşit Allah’a ortak koşmak demektir. Riyakâr kimse, ibadeti Allah İçin değil, Allah’tan başkası için yapan kimsedir. Böyle bir durumdan da kaçınmak gerekir.

Değerli Müslümanlar!

İbadete başlama çağı buluğ dediğimiz ergenlik çağıdır. İleri yaşlarda başlanan ibadet, genç yaşta başlanan ibadet gibi etkili olamaktdatır. Bu bakımdan, ibadete dinin belirlediği buluğ çağında başlamak çok büyük önem taşır. İbadete son verme zamanı ise ölüm anıdır. Zira o zamana kadar herhangi bir sebeple hasişlerde yoğunluk vb. sebeplerle ibadete ara verilmesi sözkonusu değildir. Bu konuda da Yüce Allah, Hicr suresinin 99. ayetinde şöyle buyurmaktadır, “ve sana yakın, yani ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et”.

Kısaca, ibadet, insanı iyi insan yapar, Toplum yana yakıla iyi insan aradığına göre, bizler de bu yolu takip ederek iyi insanlardan olmayı başarabiliriz. Böylece hem Allah’ın hem de insanların sevgisini hak ederiz ki, bundan daha büyük mutluluk düşünmek mümkün değildir.

Yüce Allah, hepimizi ibadet ederek iyi insanlardan olmayı becerenlerden eylesin.

***

Ahirete İman

Aziz Cemaat!

Yaratılan her şeyin bir ömrü olduğu gibi, bu dünyanın da bir ömrü vardır.

Bir gün gelecek, bu âlemden ve üzerindeki yaratılmışlardan bir eser kalmayacak ve kainattaki bu mükemmel nizam bozulacaktır. “Cenab-ı Hakkın ebedi be sonsuz olan zatından başka her şey yok olacaktır.” (Kasas, 88).

Yani Allah’ın belirlediği bir zaman sonra ahiret denilen hayat başlayacak, ruhu ve bedeni ile tekrar diriltecek olan insan, Allah’ın huzuruna çıkarak yapıp ettiklerinden tek tek hesap verecektir.

Evet Aziz Müminler!

Yüce Allah’ın ahiret gününe vurgu yapan ayetlerinden bazıları şöyledir.

“Önlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde hesap vermek için diriltilecekler? Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.” (Mutaffifin, 4-6)

“İşte o zaman insan: Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!” der. “Artık o gün, Allah’ın edeceği azabı kimse edemez. O’nun vuracağı bağı kimse vuramaz. Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. Seçkin kullarım arasına katıl ve Cennetime gir” (Fecr, 24, 30)

Kim zerre miktarı hayır yapmışşa onu görur. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür” (Zilzal, 7, 8)

“Nefsani arzulara, özellikle kadınlara, oğullara, yük yük altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük, insanlara çekici gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir. Oysa asıl varılacak güzel yer Allah’ın katındadı.” De ki:”Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinde ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları Cennetler, tertemiz eşler ve hepsinin üstünde Allah’ın rızası vardır.” Allah kullarını hakkıyla görendir.  (Al-i Imran, 14, 15)

Öyleyse değerli Müslümanlar, yüce Rabbimizin bu ifadeleri çerçevesinde bir hayatın sahibi olmaya azami gayreti gösterelim ve kendimizi bu büyük günde zor duruma sokacak hayat anlayışından uzak duralım.

Lasă un răspuns

Te rog autentifică-te folosind una dintre aceste metode pentru a publica un comentariu:

Logo WordPress.com

Comentezi folosind contul tău WordPress.com. Dezautentificare /  Schimbă )

Poză Twitter

Comentezi folosind contul tău Twitter. Dezautentificare /  Schimbă )

Fotografie Facebook

Comentezi folosind contul tău Facebook. Dezautentificare /  Schimbă )

Conectare la %s